Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (
OECD) üye 34
ülke üzerinde 2004’ten beri düzenli olarak yaptığı “mutluluk endeksi” araştırmasının bu yılki sonuçlarına gözüm takılmasa...
Türkiye’de hayatlarından memnun olanların oranının, OECD ortalaması yüzde 59 iken sadece yüzde 28 olduğunu görmesem...
Türkiye
İstatistik Kurumu’nun (
TÜİK) 18 ve yukarı yaştaki yedi bin 27 bireyle görüşerek gerçekleştirdiği 2010 Yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na da geri dönmeyecektim.
Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nda, OECD’nin sonuçlarından çok farklı bir tablo ortaya çıkmıştı. Çünkü TÜİK rakamlarına göre bireylerin yüzde 61,2’si kendini “mutlu”, yüzde 10,7’si de “mutsuz” olarak ifade ediyordu...
Gel gör ki ben “TÜİK’e göre neden yüzde 61’imiz mutlu iken, bu oran OECD
ölçümünde yüzde 28’e düşüyor” sorusundan ziyade, “mutluluk ölçülebilir mi” sorusunun peşine takıldım.
***
2009 yılında,
Fransız hükümeti, ünlü iktisatçılar Amerikalı
Joseph Stiglitz, bizim siyasetçilerin dillendirmeyi pek sevmediği
Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi’nin mucidi Hintli Amartya Sen ve Fransız Fitousssi’yi “
ekonomik performans ve sosyal gelişme ölçümü
komisyonu”na davet etmiş...
Komisyon, sadece Gayri Safi Milli Hâsıla ölçümleri ile
kalkınma seviyeleri karşılaştırmanın yetersiz olduğu sonuna varınca; OECD bu raporun sonuçlarını dikkate alarak, üye ülkelerdeki yurttaşlarının “mutluluk endeksini” de ölçmeye koyulmuş.
Nitekim İnsani Gelişme Endeksi’nin mucidi Amartya Sen de 1990 yılında, Mahbub Ul Hak ile beraber “GSMH dışında başka ölçüm araçları geliştirmek mi gerekiyor” sorusuna şöyle
cevap vermişti:
“Mutlaka gerekli. GSMH çok yetersiz. Tek başına kullanıldığında, felaket neticeler verebiliyor. Üretim ve
tüketim göstergeleri, insanların
özgürlük ve mutluluklarına hiçbir ışık tutmuyor; bu sadece
toplumun örgütlenme biçimine ve gelir dağılımının niteliğine bağımlıdır. Bununla beraber kompleks olguları izah için, rakam
sıralamak yeterli değildir. Birçok göstergeye ihtiyacımız var; bunların içerisinde tekrardan gözden geçirilmiş bir GSMH’nin de yeri var.”
***
Mutluluk nasıl ölçülür?
OECD 11 kriter belirlemiş:
Konut, gelir, iş, toplum, eğitim, çevre, hükümet etme, sağlık, sübjektif mutluluk, güvenlik ve iş hayatı ile
özel hayat uyumu...
OECD, ülkelerin hassasiyetleri ve muhtemel itirazlarını göz önünde tutarak, kendisi bir sıralama yapmıyor; ancak üye ülke yurttaşları istedikleri kriterleri, istedikleri ağırlıkta ve öncelik belirterek “mutluluk endeksine” dâhil ediyor... Ve bunu kendi sitesindeki web sayfası üzerinden ölçüyor... Hâlbuki TÜİK sahada anket yapıyor...
Muhtemelen de “mutluluk” konusundaki TÜİK ile OECD arasındaki farklı sonuç
da ölçüm yöntemindeki bu farktan kaynaklanmakta...
***
“İkincigrup.com”da Çağlar Şavkay’ın konuyla ilgili bir yazısına da rastladım... Yurttaşların “mutlu olma hakkının” kısa tarihçesini anımsatıyordu...
4 Temmuz 1776 tarihli, Filadelfiya’da kabul edilen ve Thomas Jefferson’un kaleme aldığı
Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, “mutluluk arayışını”,
yaşama ve özgürlük hakları ile birlikte vazgeçilemez
insan hakları olarak tanımlanıyor... İnsanların “mutluluğa erişme” hakları olduğunu vurguluyor...
Çin Başbakanı Wen de bu senenin başlarında yaptığı bir konuşmada, Çin halkının “mutlu olmak hakkı”nı yaygınlaştıracak siyasi reformlara ve uygulamalara öncelik vereceklerinin altını çizerek, hızlı ve yüksek
büyüme önceliğinden vazgeçeceklerini, enflasyonu
kontrol altına alacaklarını söyledi ve halkına daha çok zenginlik, daha adil bir gelir dağılımı paylaşımı
vaat etti...
***
Mutluluk...
“Mutlu olma hakkı”...
Mutluluk endeksi...
Yavaş yavaş “mutluluk” kavramı da toplumsal hayatın “hedefi ve ilkesi” olmaya başladı ya...
Benim gibi “tahayyül piyadeleri” için ne büyük mutluluktur bu, bilemezsiniz.