Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı 298 sayılı Seçimlerin
Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 94/A maddesinde; “
Yurt dışı seçmenlerin
sandık, gümrük kapılarında
oy kullanma veya
elektronik oylama yöntemlerinden hangisine göre oy kullanacağına
yabancı ülkenin durumuna göre
Dışişleri Bakanlığının görüşünü alarak Yüksek Seçim Kurulu karar verir.” hükmüne istinaden 26.02.2011 günü toplanıp;
“1-2011 yılı içinde yapılacak XXIV. Dönem
Milletvekili Genel Seçimlerinde, yaklaşan
seçim tarihi ve yukarıda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde,
yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin sandıkta veya elektronik oylama yöntemiyle oy kullandırmanın
seçim tarihi göz önüne alınarak
teknik altyapı hazırlıkların tamamlanabilmesinin süre yönünden olanaksız olduğu son gelen bilgiler ışığında belirsizliklerin devam ettiği, seçim takviminin bu belirsizliklere göre oluşturulamayacağı, süre yetersizliği dikkate alındığında, bu seçimler için gümrük kapılarında oy kullanmaları gerektiğine,
2-298 sayılı Kanunun 94/A maddesinde yer alan yurt dışı seçmenlerin sandıkta oy kullanma ve elektronik oylama yöntemlerinin ileriki seçimlerde uygulanabilmesi için mevcut Komisyonca çalışmalara hemen başlanılmasına,
3-Kararın Resmi Gazetede yayımlanmasına,
4-Karar örneğinin Dışişleri Bakanlığına gönderilmesine, 26/2/2011 tarihinde oyçokluğuyla karar” vermiştir.
Kararın gerekçesi teknik alt yapı yetersizliği olarak belirlenmiş olmasına rağmen Dışişleri Bakanlığının yazılarından böyle bir sonucun çıkartılması mümkün değildir.
12 Haziran’a kadar tüm tedbirlerin alınacağı kesin olmasına rağmen, böyle bir yaklaşımın gerçekten sorgulanması gerekmektedir.
Aslında en iyi
sorgulama kararın muhalefet gerekçesinde ortaya konulmuştur. Böyle bir gerekçeye rağmen bu kararın sorgulanmaması Oda TV ile ilgili tutuklamaların gündemi yoğun meşgul etmesi ve YSK’nın kararları aleyhine başka mercie başvurulamayacağı hükmü gereği olsa, diye düşünmekteyim.
Şimdi YSK’nın hangi kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamayacağını incelemek gerekmektedir.
1982 Anayasasının SEÇİMLERİN GENEL YÖNETİM VE DENETİMİ başlıklı 79 uncu maddesinde - …….Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde
yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara
bağlama ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.” hükmüne amirdir.
Bu itibarla, Yüksek Seçim Kurulu Kararlarının içerik ve nitelikleri İle idare hukuku esasları yönünden denetlenme sorununun incelenmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere, 298 Sayılı Kanunla Yüksek Seçim Kurulunun görevleri ve yetkileri 14 üncü maddede açıklanmıştır. Seçim ile ilgili görevleri sayılmıştır. Yani Anayasa’nın 79 uncu maddesindeki genel çerçevesi belirtilen görevleri bu
kanun maddesinde açıklanıp somutlandırılmıştır.
Anayasa’da Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz hükmü yine Anayasa’da sayılan (Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. ) kararlar içindir.
Burada dikkat edilecek husus: YSK’nın Anayasa’da sayma yoluyla belirttiği görevleri yargı denetimi dışıdır. Kanun koyucu 298 Sayılı Kanunda bu yasağı yenilememiştir. Yani Anayasa’da sayma yoluyla sınırlı olarak belirtilen kararları haricindeki işlemlere karşı yargı yolu kapalı değildir.
Sonuç olarak, hukuki denetim yasağı Yüksek Seçim Kurulu kararları için de diğer yargı denetimine kapalı işlemler gibi yukarıda belirtilen hallere münhasır olarak sınırlıdır.
Kesinlikle YSK’nın 26.02.2011 tarih ve 120 Sayılı Kararı aleyhine menfaati ihlal edilen yurt dışındaki vatandaşlarımız ile siyasi partilerin idare mahkemelerinde
dava açma hakları bulunmaktadır.
Sanırım menfaati ihlal edilen partilerin başında AKP ve MHP gelmektedir. Şimdi bu iki partinin tavrı, hukukçularının değerlendirmelerine göre şekillenecektir.
Baksanıza üç yıldan beri YSK, yurt dışı seçmenlerin sandıkta oy kullanma ve elektronik oylama yöntemlerinin uygulanabilmesi için neden çalışmalara başlamamış?
Çünkü, 12 Haziran da yapılacak seçim bir
baskın seçim kararıdır!!!