Yüzyılın en sıcak yazında
Türkiye, ordudaki
terfiler,
referandum ve terörle uğraşırken dünya yanıyor.
Çin,
Hindistan ve Pakistan’daki seller kitlesel ölümlere yol açtı.
İklim felaketi mağdurlarının sayısı milyonlarla ifade ediliyor.
Pakistan’da bu hafta 1200 kişi yaşamını kaybetti; evini barkını terk etmek zorunda kalan 3 milyon insan
açlık ve
salgın hastalık tehdidiyle boğuşuyor.
Çevre mültecileri yeni bir insanlık trajedisine işaret ediyor.
Rusya’daki
orman yangınları ürkütücü boyutlara ulaştı.
Dumanlar altındaki
Moskovalıları ekranda izledik,
maske takarak soluk almaya çalışıyorlardı. 37 gündür süren yangınlar
ülke çapında 180 bin hektara yayılmış.
Aşırı sıcaklar nedeniyle 1960’lı yıllarda kurutularak tarıma açılmış
bataklık alanlardaki ‘torf’ tabakası içten içe yanıyormuş.
Aşırı sıcaklar tarım alanlarını kavurduğu için Rusya,
buğday satışını durdurdu.
İklim değişikliğinin kaçınılmaz sonucu olarak, ‘
temiz su ve
gıda’ stratejik önem kazanıyor.
Geleceğin savaşları, petrolden değil havadan sudan çıkacak.
Türkiye’nin neyse ki böylesi sorunları yok!
Evin bütçesi, mutfağın yönetimi, çocukların okulu gibi sorunları eşine bırakıp, ‘silahsızlanma, küresel
ısınma, kimlik sorunlarıyla’ uğraşan her evli erkek gibi ülkeyi yönetenler de şu anda YAŞ’ı sıradan meselelerin önüne geçirmiş durumdalar.
Gece yarısına dek ekranlarda müthiş bir
trafik izleniyor:
Siyah Mercedes’ler, koruma araçları ve jammer’ler eşliğinde
Ankara bulvarlarında ilerliyor.
Moskova bir zamanlar böyleydi.
Politbüro arabaları
Kızıl Meydan’daki insanları ‘yine neler oluyor?’ paniğine uğratmak istercesine Kremlin’den hızla çıkarlardı.
Sovyet sistemi gücünü, bu kapalılıktan alırdı.
Türkiye’de de ordudaki tayinler, ‘
soğuk savaş’ dönemini aratmayacak bir gizeme büründü.
Kameralar,
Çankaya,
Başbakanlık Konutu ve
Genelkurmay arasında dolaşıyor.
Beşiktaş Adliyesi de sürece dâhil oldu.
Onca zaman varken tutuklama ve yakalama kararları için Askeri Şûra toplantısı beklenmişti.
KKK krizi Genelkurmay Başkanlığı’na da sıçrayınca ‘detant’ için yine
mahkeme devreye girdi, Şûra’da terfi alamayan askerlerle ilgili kararlar kaldırıldı. Böylece yargının ne denli ‘adil’ ve ‘bağımsız’ olabileceğini gördük.
Mustafa
Balbay ‘ordusu’ olmadığı için Silivri’de yatmaya devam edecek, tankları yürüten komutanlar terfi edecek!
Şehit anaları
gözyaşı dökmeye devam ederken kimin ordu komutanı, kimin genelkurmay başkanı olacağı hesaplarıyla 30 Ağustos’u bekleyeceğiz!
Sıcak. Çok sıcak.
Şüphecilerin,’küresel ısınma da neymiş?’ diye hafife aldıkları aşırı sıcaklar yaşamı tehdit ediyor.
Bu yazı da YAŞ’la ve referandum ateşiyle geçireceğiz.
Plajlar doldu, taşıyor; ‘iklim krizi’ de neymiş?!