Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan,
İstanbul'da düzenlenen Değişim Liderleri Zirvesi'ne katılan konuk devlet başkanı ve bakanlara
Mevlana'nın sözleriyle
mesaj verdi. Mevlana'nın, "Yeniliğe Doğru" şiirinin dizelerini okuyan Erdoğan, Mevlana'nın da ifade ettiği gibi düne ait her şeyin dünle beraber gittiğini ve yeni şeyler söyleme zamanı geldiğini söyledi. Artık insanların
demokrasi, hak ve
refah taleplerini karşılamanın zamanı geldiğini vurgulayan Erdoğan,
siyasetin de bu yönde kendisini yenilemek zorunda olduğunu vurguladı. Erdoğan, demokrasi, hak ve refah taleplerinin karşılanmaması halinde dünyanın küresel, sosyal ve siyasal bir
kriz yaşayacağını belirtti.
İstanbul Üniversitesi ve Türk Gelecek Araştırmaları Vakfı (TÜGAV) ortaklığıyla düzenlenen Değişim Liderleri Zirvesi'nin açılışı İstanbul
Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Açılış merasimine Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra,
Ukrayna Başbakanı Mykola Azarov,
Kosova Başbakanı
Haşim Taçi,
Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Al-Hashemi,
Bosna-
Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi
Boşnak Üyesi Bekir İzetbegoviç,
Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan, Devlet Bakanı
Hayati Yazıcı, Bayındırlık ve
İskan Bakanı
Mustafa Demir,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız ve çok sayıda davetli katıldı.
Değişim Liderleri Zirvesi için İstanbul'dan daha uygun bir zaman ve mekan bulunamayacağını söyleyen Başbakan Erdoğan, İstanbul'un geniş bir coğrafyanın merkezi bir konumda olduğunu dile getirdi. Dünyanın içinden geçtiği değişim sürecini anlamak ve
analiz etmek için de adeta İstanbul'un bir
kılavuz olma özelliğini taşıdığını belirten Başbakan Erdoğan, "Sadece
Ortadoğu'yu değil, Balkanları, Kafkasya'yı,
Kuzey Afrika'yı, Akdeniz'i anlamak için de İstanbul'a bakılması, İstanbul'un iyi anlaşılması gerektiği kanaatindeyim." diye konuştu.
İstanbul'un tarih boyunca yüzlerce medeniyete ev sahipliği yaptığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şehrin her türlü etnik gruba, inanca ve renge ev sahipliği yaptığını dile getirdi.
Türkiye'nin, halkının büyük çoğunluğu
Müslüman olan, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Bir asırlık parlamenter
sistem ve demokrasi deneyimi, bugün Türkiye'yi, '
İslam ile demokrasi yan yana olabilir mi?' tartışmalarının tam da merkezine konumlandırmıştır. Türkiye, mevcut rejimiyle, demokrasi tecrübesiyle, bugün ulaştığı ileri demokratik standartlarla, değişimi yöneten iradesiyle, İslam ile demokrasinin yan yana olabileceğini tüm dünyaya başarılı şekilde göstermiştir." dedi. Erdoğan, AB için yürütülen kararlı çabanın göz önünde bulundurularak, '
Avrupa'da halkı Müslüman bir
ülke olabilir mi?' sorusu ve tereddütünün ve ön yargısının kırılması için çaba sarf edilmesinin gerekliliğine değindi.
"KUZEY DEMOKRASİYİ HAK EDİYOR GÜNEY HAK ETMİYOR DEMEK IRKÇILIK KADAR TEHLİKELİDİR"
Demokrasi,
insan hakları ve özgürlüklerin bir kesimin belli bir zümrenin, kavmin ve ırkın bir imtiyazı olarak asla kabul edilemeyeceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, " 'Kuzey'in demokrasiyi hak ettiği,
Güney'in ise henüz demokrasiye hazır olmadığı' şeklinde bir bakış açısı, en az
ırkçılık kadar tehlikelidir. Demokrasiyi, bazı
toplumlar için hak görüp, diğer bazıları için ise henüz
erken demek; ön yargıların ardına sığınıp, bazı toplumların demokrasiye hazır olmadığını söylemek
adaletsizliktir ve bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde de işte bu adaletsizlik yatmaktadır." şeklinde konuştu.
PETROL, İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİDE KRİTER OLAMAZ
Ortadoğu'da son dönemde yaşananları, değişim talebinin yüksek sesle dile getirilmesi olarak nitelendiren Başbakan Erdoğan, bu değişim talebinin maalesef Kuzey'den gereken desteği bulamadığını vurguladı. Erdoğan şöyle konuştu: "Irak'ın demokratikleşmesi için uluslararası toplum tarafından ortaya konan iştiyak, Ortadoğu'dan, Kuzey Afrika'dan yükselen değişim ve demokrasi taleplerinden ne yazık ki esirgenmiştir.
Petrol, demokrasi ve insan hakları noktasında bir kriter asla olamaz. Ortadoğu'ya ve Kuzey Afrika'ya baktıklarında, sadece petrol görenler, sadece piyasa gören sadece piyasa görenler, çok büyük bir yanılgı içinde oldukları kadar, toplumların vicdanında da telafisi zor yaralar açmakta, adalet duygusunu ciddi şekilde tahrip etmektedirler." şeklinde konuştu.
Yaşanan son küresel krizi hatırlatan Başbakan Erdoğan, krizin iyi analiz edilmesi ve gereken derslerin çıkarılması gerektiğine işaret etti. Son krizin
ekonomik kalkınma, eşitlik ve adalet duygularının bir kenara itilmesi ve dışlanmışlığın bir neticesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Yaşanan ve etkileri halen devam eden son küresel krizi iyi analiz etmek, iyi okumak ve gerekli dersleri çıkarmak zorundayız. Son küresel
finans krizi, ekonomik kalkınmanın eşitlik ve adalet duygusunu kenara itmesinin, dışlamasının bir neticesidir.
Küreselleşme diyoruz. Dünyanın artık her köşesine televizyon yayınları ulaşıyor. İnsanlar, televizyon ekranlarından, lüks yaşamları, sınırsızca tüketimi, sınırsızca yapılan harcamaları seyrediyorlar. Sermayenin küreselleştiği, dünyanın küresel bir köye dönüştüğü böyle bir çağda, refahın, adaletin, barış ve demokrasinin küreselleşmemesi, insanlık adına acı sonuçlar doğuracaktır ve nitekim de doğuruyor." ifadelerini kullandı.
"GERÇEK LİDER DEĞİŞİME HÜKMEDEBİLENDİR"
Adaletsiz kalkınmanın küresel finansal krizi tetiklediği gibi demokrasi taleplerinin duyarsız kalınmasının da küresel sosyal ve siyasal krizleri tetikleyeceğini aktaran Erdoğan, bu krizin de faturasının ağır olacağını belirtti. Değişimin olumlu yönde ilerlemesi gibi olumsuz yönde de seyredebileceğini hatırlatan Erdoğan, "Takdir edersiniz ki, değişim olumlu yönde olabileceği gibi, olumsuz yönde de seyredebilir. İşte onun için, lider, değişime hükmedebilen, değişimi
kontrol edebilen, değişime istikamet çizen kişidir. Lider, aynı zamanda, değişen, değişime ayak uyduran kişidir. Değişimin gerisinde kalan, dünyanın gittiği istikametin, halkının gerisinde kalan lider, öncü olmaktan çıkar ve bir zalime dönüşür. Her lider, değişimin önünde durulmayacağını, değişime set çekilemeyeceğini görmek durumundadır. Toplumun değişim taleplerine
kulak tıkayan, toplumun arzu ve taleplerine duyarsız kalan her lider, değişim rüzgarı karşısında er ya da geç yenilgiye uğrayacaktır. Lider koltuğa zenginlik katan kişidir koltuktan zenginlik kazanan kişi değildir. Esasen lider, toplumdaki değişimi iyi okumalı; liderliğini, bu değişimin olumlu yönde şekillenmesinde göstermelidir."
Konuşmasına Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin sözleriyle devam eden Erdoğan,
yabancı konukların anlayabilmesi için
çevirinin düzgün yapılması gerektiğini belirterek simültane çeviri yapan görevlileri uyardı. Erdoğan şunları söyledi: "Her gün bir yerden göçmek ne iyi, Her gün bir yerde konmak ne güzel, Bulanmadan, donmadan, akmak ne hoş, Dünle beraber gitti cancağazım, Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım Evet... Mevlana'nın da ifade ettiği gibi, düne ait her şey, dünle beraber gitti. Şimdi yeni şeyler söyleme zamanı. Şimdi, insanların, demokrasi, hak, refah taleplerini karşılama zamanı."
SİYASET KENDİSİNİ YENİLEMEYİ UNUTMAMALI
Siyasetin de kendisini yeni gelişmeler ışığında güncellemesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, "Her şey nasıl süratle değişiyorsa siyasette bir güncellemenin sürekli daim olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Bugün,
sanal tehditlerle, sanal tehlikelerle insanları korkutma, sindirme, değişimi
erteleme değil; derhal değişim sürecini başlatma zamanı. Değişim taleplerini şiddetle bastırmanın mümkün olmadığını da burada hatırlatmakta fayda görüyorum." şeklinde konuştu.
Türkiye olarak
bölgedeki değişimi büyük dikkatle izlediklerini belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiç kimsenin, hiç bir ülkenin içişlerine karışmıyor, gerektiğinde sadece tavsiyelerimizi dile getiriyor, yaşadığımız tecrübelerden yola çıkarak bölge liderlerine samimi ve yapıcı eleştirilerimizi yöneltiyoruz. Biz en başta şunu söylüyoruz, tarihin, kültürün ve inançların büyük oranda ortak olduğu bu coğrafyada, her hangi bir ülkenin sorunu, sınırları aşarak tüm bölgenin sorunu haline gelebiliyor.
Filistin sorunu Filistin'i,
Lübnan sorunu Lübnan'ı, Irak sorunu Irak'ı aşarak, bir Ortadoğu meselesine, hatta kimi zamanlarda küresel bir meseleye dönüşmüştür. Türkiye olarak, kendi refah ve istikrarımız için, bölgesel refah ve istikrarın elzem olduğunu biliyor ve tüm bu coğrafyada, barış, adalet, uluslararası hukuk, refah ve istikrar çabalarını cesaretle yürütüyoruz. Sadece bölgesel ölçekte değil, küresel ölçekte de yoğun gayretlerimiz var."
"TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ MEDENİYETLER ÇATIŞMASI TEZİNİ ÇÜRÜTECEKTİR"
Türkiye ve
İspanya işbirliğiyle yürütülen Medeniyetler İttifakı Projesi'ne dikkat çeken Erdoğan, aynı şekilde Türkiye'nin
Avrupa Birliği üyeliğinin medeniyetler tanışması, kaynaşması ve aradaki duvarların yıkılması adına önemli bir süreç olduğuna işaret etti. Erdoğan, "
Tarihin sona erdiği tezi, en son, Ortadoğu ve Afrika'daki değişim hareketleriyle çürütülmüştür. Medeniyetler çatışması tezi de, Türkiye ve İspanya'nın ortak gayretleriyle, en çok da Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği ile eğer başarılırsa o da çürütülecektir." açıklamasında bulundu.