İbaha ve temlik

Safvet Senih

Safvet Senih

18 Tem 2024 09:47
  • Üstad  Bediüzzaman  Hazretleri:

    “ONBEŞİNCİ NOTANIN ÜÇÜNCÜ MES'ELESİ”nde diyor ki:

    Ey insan ve ey nefsim, muhakkak bil ki: Cenâb-ı Hakk'ın sana in'âm ettiği vücudun, cismin, âzaların, malın ve hayvânâtın ibâhadır, temlik değildir. Yâni, istifaden için kendi mülkünü senin eline vermiş, istifade et diye ibâha etmiş. Senin gibi, idare etmekten hakikaten âciz ve tedbirden cidden câhil bir şahsa temlik etmemiş. Çünki, mülk olarak verse idi, idaresini sana bırakmak lâzım gelirdi.

     

    Acaba en kolay, en zâhir ve daire-i ihtiyar ve şuurda dahil olan bir midenin idaresini yapamadığın halde; nasıl göz ve kulak gibi daire-i ihtiyar ve şuurun hâricinde idare isteyen şeylere mâlik olabilirsin?

     

    Mâdem sana verilen hayat ve hayatın levâzımatı temlik değil, ibâhadır. Elbette ibâhanın düsturuyla hareket etmek lâzımdır. Yâni nasıl bir zât, ziyafete misafirleri dâvet eder. Onlara, meclis ziyafetindeki eşyâdan ve ziyafetten istifadeyi ibâha ediyor, temlik etmiyor. İbâha ve ziyafetin kaidesi ise, mihmandarın rızası dahilinde tasarruf etmektir. Öyle ise israf edemez, başkasına ikrâm edemez, sofradan kaldırıp başkasına sadaka veremez, dökemez, zâyi' edemez. Eğer temlik olsa idi, yapabilirdi ve kendi arzusuyla hareket edebilirdi.

     

    Aynen bunun gibi; Cenâb-ı Hak sana ibâha suretinde verdiği hayatı intihar ile hâtime çekemezsin, gözünü çıkaramazsın ve manen gözü kör etmek demek olan gözü verenin rızası hâricinde harama sarfedemezsin... Ve hâkezâ kulağı ve dili ve bunlar gibi cihazâtı harama sarfetmekle mânen öldüremezsin. Ve eti yenilmeyen hayvanını lüzumsuz tâzib edip katledemezsin. Ve hâkezâ.

     

    Bütün sana verilen ni'metler, bu misafirhane-i dünyanın sahibi olan Mihmandar-ı Kerîm-i zülcelâlin kavânîn-i şeriatı dairesinde tasarruf etmek gerektir.

     

                                                                                                                                                                                             Said Nursî

     

    İbâha ve temlik meselesini anlatan bu mektup, Notalardan ibaret olan 17. Lem’ânın 15. Notasının 3. Meselesidir: “Cenab-ı Hakkın sana ihsan edip nimet olarak verdiği vücudun, cismin, âzâların, malın ve hayvânatın ibâhadır; temlik değildir. Yani istifaden için Allah, kendi mülkünü senin eline vermiş, istifade et, diye ibaha etmiş (mübah kılmış); senin gibi, idare etmekten hakikaten âciz ve tedbirden cidden câhil bir şahsa temlik etmemiş (mülk olarak vermemiş). Çünkü mülk olarak verse idi, idaresini sana bırakmak lâzım gelirdi. (…) Mâdem sana verilen hayat ve hayata lüzumu bulunan şeyler temlik değil, ibâhadır; elbette ibânanın düsturu ile hareket etmek lâzımdır. Yani, nasıl bir zât, misâfirleri ziyafete davet eder. Onlara ziyafet meclisindeki eşyadan ve ziyafetten istifadeyi ibâha etmiş (mübah kılıp, istifadelerine arz etmiş), temlik edip, mülkiyetini onlara bırakmamış. İbâha ve ziyâfetin kaidesi ise, ev sahibinin rızâsı dâhilinde tasarruf etmektir.

     

    Öyle ise misafir, israf edemez, ziyafet sofrasını alıp başkasına ikrâm edemez, sofrayı kaldırıp başkasına sadaka veremez, sofradakileri dökemez, onları zâyi edemez. Eğer temlik olsaydı, yapabilirdi ve kendi arzusu ile hareket edebilirdi. Aynen bunun gibi, Cenab-ı Hak sana, ibâha sûretinde verdiği hayatı intihar ederek, sona erdiremezsin, gözünü çıkaramazsın ve mânen gözü kör etmek demek olan gözü verenin rızâsı hâricinde harama sarf edemezsin. Ayni şekilde kulağı, dili  ve bunlar gibi cihazları harama sarf etmekle mânen öldüremezsin. Eti yenilmeyen hayvanı lüzumsuz azap edip katledemezsin. Ve benzer şekilde, bütün sana verilen nimetleri, bu dünya misâfirhânesinin Sâhibi olan Cenab-ı Hakkın kanunları dairesinde tasarruf etmek gerektir.”

     

             İbâha ile temlik arasındaki fark bilinmediğinden, pek çok yanlış işler yapılmakta ve sanki bazı insanlar bu vücud ve imkânlar kendilerine temlik edilmiş gibi mülk sahibi imişcesine  davranmaktadırlar. “Mal sâhibi, mülk sâhibi! / Hani bunun ilk sâhibi? / Mal da yalan, mülk de yalan / Var biraz da sen oyalan.” denildiği gibi, bunların hepsinde de mülkiyet dâvâsı boş ve yalandır. Esas olan ibâhadır.. Mal ve mülkün gerçek sahibinin emir ve prensiplerine göre davranmak gerektir.

    18 Tem 2024 09:47
    YAZARIN SON YAZILARI