EN SON HABER: (01:42) Obama İran için ne düşünüyor?...     EURO: 2,0970 - 2,0990    DOLAR: 1,5520 - 1,5530
 

LOZAN'IN DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDELERİ VAR MIYDI?

Mustafa Armağan

Tarih, şaşırmaktır.

Şaşırmaya niyeti olmayanlar, tarihin tozlu kepenklerini kaldırmasalar da olur bence. Her şey önceden belli ve değişme ihtimali olmayan bir katılıkta ise o zaman tarihçi olmaya da gerek yoktur. Çünkü bir bilim, çözülmesi gereken problemler varsa yaşar. Bütün problemlerini tepeden tırnağa çözmüş bizimki gibi burnundan kıl aldırmayan bir inkılap tarihinin neden bir 'bilim' olamayacağı buradan da belli değil midir?

Bakın o çok örnek verilen Batı'ya, adamlar tarihlerini nasıl bir cesaretle hallaç pamuğu gibi atmaktalar. "Truva diye bir savaş oldu mu?"dan başlayıp "Newton'un büyücülükle nasıl kafayı bozduğu?"na varıncaya kadar yığınla konuyu havalandırıyorlar. İyi de ediyorlar. Şundan: Bir kültür sürekli soru soran ve insanları bakılmamış pencerelere doğru süren adamlar yetiştiriyorsa hayatta demektir. Doğruların daha okulun kapısında nöronlarımıza monte edildiği bir sürece günümüzde eğitim denilmiyor ne yazık ki.

Hadi bir örnek ver de ne demek istediğini anlayalım diyenleri sabırsızlandırmamak için masamdaki kitabı açıyor ve başlıyorum okumaya:

Birinci Dünya Savaşı'nı herkes İngiltere kazandı diye bilir. Lakin kayıplara bakılınca durum hiç de öyle görünmüyor. Alman ve İngiliz hükümetlerinin resmi rakamlarına bakılırsa çetin ceviz bir manzara çıkıyor karşımıza. 1915 yılında İngilizlere karşı savaşan 20 bin Alman askeri ölürken, Almanlara karşı savaşırken ölen İngiliz askerinin sayısı 43 bini bulmuş. Ertesi yıl 109 bin İngiliz askeri ölürken sadece 49 bin Alman askeri hayatını kaybetmiştir. 1917'de savaşın seyri Almanların aleyhine dönerken rakamlar biraz şişmiştir, o kadar: 136 bin İngiliz'e karşılık, 72 bin Alman ölmüştür. Nihayet savaşın son yılında durum eşitlenebilmiştir: 108.539 İngiliz'e karşılık 108.508 Alman.

Şimdi tarihçi John Mosier soruyor haklı olarak: Bu durumda toplam 249 bin kayıp veren Almanlar, 406 bin kayıp veren İngilizlere yenilmiş oluyorlar, öyle mi? Bu nasıl bir mantıktır böyle? Mosier'in iddiası şu ki, Alman Genelkurmay Başkanı Von Schleiffen'ın planları her bakımdan üstündü ve ABD müdahale etmemiş olsa Almanlar İtilaf devletleri'ni darmadağın ederlerdi.

Buyurun zamklı bir tartışmaya. İspatlanamasa bile bu iddiayı tartışmanın faydası, daha önce bakılmamış açılar bulup yeni gerçeklere kapı açmaktır ki, bu da sizin tarihe, dolayısıyla kendinize bakışınızı, en azından zenginleştirir. Öyleyse tarihi tartışmak, zenginleşmektir.

Geçen haftaki yazıma teşekkür edeceklerine kızanlar olmuş. Bence yanlış yapıyorlar. En azından birkaç kişi o yazıyla birlikte Lozan'a yeniden bakmış oldu. Şaşırdı, düşündü. Hiç böyle bakmamıştım, bilmiyordum dedi. En azından bakış olarak zenginleşti, ufku genişledi. Bunu neresi kötü?

Bir de Lozan'da Çanakkale şehitlerini İngilizlere bıraktığımız yalan, diyenler çıktı. Halbuki sadece 'Mezarlıklar' bahsine baksalar neler yazılı olduğunu görürlerdi. İşte madde 128. "Türk hükümeti" diyor, "Britanya İmparatorluğu, Fransa ve İtalya hükümetlerine(...) abideleri muhtevi olan arsaları ayrı ayrı ebediyyen terk etmeyi taahhüt eder." Ne demek bu toprakları ebediyyen, yani sonsuza kadar, İngilizcesiyle söyleyelim "in perpertuity" İngiliz'e, şuna buna vermek? Çanakkale'deki araziyi kıyamete kadar verdik demedikleri kalmış.

Soruyorum: Bizim şehitlerimizin de kanlarıyla sulanmış bir toprak parçasını emperyalistlere sonsuza kadar bırakmayı taahhüt etmek de dahil midir Lozan zaferine?

Ya 37. maddeye ne diyeceğiz? Bu mudur zafer? Hadi beraberce okuyalım, o zaman:

"Turkey undertakes that the stipulations contained in Articles 38 to 44 shall be recognised as FUNDAMENTAL LAWS, and that no law, no regulation, nor official action shall conflict or interfere with these stipulations, nor shall any law, regulation, nor official action prevail over them."

Türkçesi şu:

"Türkiye 38'den 44'e kadar olan maddelerde musarrâh ahkâmın KAVÂNİN-İ ASLİYYE şeklinde tanınmasını ve hiçbir kânun, hiçbir nizâm ve hiçbir mu'âmele-yi resmiyenin bu ahkâma münâfi' veya mu'ârız olmamasını ve hiçbir kânun, hiçbir nizâm ve hiçbir mu'âmele-yi resmiyenin ahkâm-ı mezkûreye ihrâz-ı tefevvuk etmemesini ta'ahhüd eder."

"Fundamental laws" veya "kavânin-i asliyye" kelimelerini özellikle büyük harfle yazdım. "TEMEL KANUNLAR" demektir. Yani İsmet Paşa Lozan'da bundan sonra gelecek 7 maddeyi, kendi anayasasından, yasalarından, tüzük ve işlemlerinin hepsinden üstün kabul etmiş ve gelecekte yapacağımız hiçbir düzenlemenin bu maddelere aykırı olamayacağına dair kapı gibi taahhütte bulunmuştur. Lozan'ın değiştirilemez maddeleridir bunlar.

Neredeyse baştan sona bizim taahhütlerimizi içeren Lozan Antlaşması'nı zafer olarak görmek, bizi gerçeklere karşı körleştirmekten başka bir işe yaramaz. Sonra bir şeyin zafer olup olmadığı neyle kıyaslandığına bağlıdır. Evet, Lozan, Sevr'le kıyaslarsak bir başarıydı. Öte yandan TBMM'nin İsmet Paşa'nın eline tutuşturduğu talimatnameyle kıyaslarsak başarısızlıktı.

Ama insaf edelim, ölü doğmuş olan ve Nutuk'ta haklı olarak antlaşma değil de 'proje' olduğu ısrarla belirtilen Sevr, Yunanistan'dan başka hiçbir devlet tarafından onaylanmamıştı. Üstelik İngiliz parlamenterler onunla paçavra diye dalga geçmemişler miydi? Neden bunları anlatmıyoruz bu ülkenin evlatlarına?

Üstelik Sevr'in Irak sınırını Lozan'da aynen kabul ettiğimizi de unutmayalım. Bu arada araştırmanız için bir köşeye not edin isterseniz: İmadiye ilçesi, Sevr'de bizde görünür ama Lozan'da Irak'a bırakılmıştır.

Haim Naum ismini duymuş muydunuz? Lozan'da ismi resmi listelerde görünmeyen, Osmanlı Yahudilerin Başhahamı olan bu zatı İsmet Paşa gayri resmi danışman olarak yanına almıştı. Peki nereden tanıyordu onu? Merak bu ya, araştırdım ve Esther Benbassa'nın hazırladığı ve Alabama Üniversitesi'nin bastığı "A Sephardic Chief Rabbi in Politics, 1892-1923" adlı kitapta şu ilginç bilgiye ulaştım: Meğer İsmet Paşa Harbiye'nin Topçu sınıfında okurken Haim Nahum onun Fransızca öğretmeniymiş. Böylece Lozan'ın ikinci devresinde hoca ile talebenin el ele çözdüklerini görüyoruz en sıkıntılı meseleleri.

Ne demiştik? Tarih, şaşırmaktır, değil mi? Lozan bizi daha çok şaşırtacak, çok.


23.Kasım.2008 08:49:00
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[7 adet yorum gelmiştir]    
tahir 27.Aralık.2008 16:48:25

tarihi anlatmak mı yaşamak mı
bence tarih 2 kere yaşanır bir yazıldığı tarih de bir anlatıldığı tarih te eğer tarihi mantık ve duygu ile yuğurmayıp tarihsel gerçekler süzgecinden geçirmezseniz o tarih sadece bir düz yazı bir hikaye olur ama gerçekten korkmadan üzerine gider ve saydığımız şartlar olgunlaşırsa işte sizin hem geçmişiniz hem de geleceğiniz çıkar ortaya tıp kı bu yazıda olduğu gibi tarih ve dolayısıyla geçmiş ve dolayısıyla gelecek yaşayarak anlatanlarındır .naçizane bir yorum dur lütfen maruz görün

Yusuf Osmanoğlu 23.Kasım.2008 23:56:30

Tarihi Gerçekler
Bunlar tarihi gerçekler... Mustafa beyi tebrik eder daha cesur ve günyüzüne çıkmamış mevzuları kaleme almasını temenni ediyoruz...
Evet... Lozan, şanlı tarihimiz açısından hiçbir zaman zafer olmamıştır, aksine hezimet olmuştur.(bu hususta Üstad Kadir Mısıroğlunun 3 ciltlik 'Lozan Zafer mi Hezimet mi' adlı eserden istifade edilebilir).Lozanın değiştirilemez maddeleri olduğu gibi gizli maddeleri de vardır. Cesur tarihçlerimizden Lozanın gizli maddelerinin hangileri olduğunu araştırıp kamuoyuyla paylaşmalarını istirham ediyorum. Acaba madenlerimizi kendimizin çıkartamamız, yerli ve ağır sanayimizi yapamamamız, cumhurbaşkanlarının oğuz türklerinden olmaması ve buna bağlı olarak 2007de çıkan cumhurbaşkanlığı krizi vs.vs. bunların hepsi acaba Lozanın gizli maddeleri arasında mı yer almaktadır??? Haim Nahum denen adam ise Lozanda İnönünün müşaviridir, Mısırlı bi hahamdır. Cesur ve yürekli tarihçilerimizi bu konular hakkında araştırma yapmaya davet ediyor, inş. yıılardır bize yanlış öğretilen tarihimizin endoğru bir şekilde öğretilmesini temenni ediyorum.

mehmet 23.Kasım.2008 19:34:36

nerden baktığına bağlı
ilk olarak almanlar sadece ingilizlerle savaşmadı.fransızlarla,ruslarla,romanyalılarlada savaştı.abd girince kaybetmesi hızlandı. bu arada 37. madde demiş ama ne ile ilgili değiştirilmeyecek maddeler olduğunu yazmayı unutmuş sayın yazar. sadece itilaf devletlerinin mezarlıkları için böyle kıyamet koparmak komik.bizimde galiçya cephesindeki şehitlerimiz için romanyada şehitlik toprağımız var.

semih 23.Kasım.2008 18:26:53

ne kadar az okuyoruz
HOCAM TEBRİKLER..HAKİKATEN ANLADIM Kİ BİZLER ÇOK AZ OKUYOR HİÇ ARAŞTIRMA RUHUMUZ YOK.DEVAMINI BEKLİYORUZ.

a3i aslanturk 23.Kasım.2008 11:03:05

helal
helal mustafa hocam.. araştırma budur işte.. bir de lozan da malum heyetimizi tekme tokat döven bi yiğit şairimiz var.. bunu da belirtmek lazım.. Yahya kemal ustad, heyetin alışverişte olduğunu duyunca otelde lobby de bekleyip, girenlere hüzel bi meydan dayağı cekmişti... malesef gönderdiğimiz heyet bu kadardı...

kandırılmış türk 23.Kasım.2008 10:27:24

dar düşünceler dar sözler!
gerçektekten bazı şeyler güzel olur.Bazı şeyler ise güzel gösterilmeye çalışılıyor.Bence bunlar engellenmeli ve ve artık yakın tarihimiz objektif bir şekilde araştırılmalı ve ders kitaplarına aynen konmalıdır.Aksihalde mustafa bey gibi aydınlarımız doğruları araştıracak ve halkı aydınlatacaktır.Ben buna inanıyorum.İnşallah yorumum şaşırtmamıştır.öyle ya şaşırmak tarihi araştıranların işidir.

ORHAN AYDIN 23.Kasım.2008 09:06:19

Daha neler var neler
Haydi sayin ustad haydi.
Hangi madde uyarincada yer alti zenginliklerimizi cikartamadigimizi aciklayinda Ismet Inonu hayranlari bu milletin neden hala fakir oldugunu anlayiversinler...
Fazla soze gerek yok Turkiye Cumhuriyeti kendi basina hic bir maden arayamaz cikartamaz ve isletemez kanunlarinin altina kim imza koymus onuda ogrenelim.. Tesekkurler

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Aralık 28 MENEMEN'DEN 28 ŞUBAT'A GİDEN YOL
Kasım 23 LOZAN'IN DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDELERİ VAR MIYDI?
 
Ergenekon'un hedefindeki ünlü kişi
Fenerbahçe, Galatasaray'a fark attı
Gözaltındaki askerlerin ortak özellikleri
İşte kalbi koruyan dört gıda
Demirören'in Fener koleksiyonu
Obama İran için ne düşünüyor?
Türkiye facianın eşiğinden dönmüş!
Savcı Öz'e üst düzey zırhlı araç
İşte bombalardan çıkan tarih ! - Foto
Erdoğan'ı haklı çıkaran tarihi belge
A.Abdulkadiroğlu
ALIŞACAKLAR
Bugüne kadar Türkiye’yi kendi haline bırakmayanlar kaybediyor. Çünkü…
ali-bayramoglu
Ali Bayramoğlu
2007'YE GERİ DÖNÜŞ MÜ?
Baykal "İsmet Paşa vari" açıklamalarla siyasi iktidara ve Ergenekon savcılarına savaş ilan etti.
bulent-korucu
Bülent Korucu
28 ŞUBAT BUNUN NERESİNDE?
Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında son yapılan operasyonlar, yine sürpriz olmayan tepkiler alıyor.
emre-akoz
Emre Aköz
EN ÇOK KİM İSTİYOR?
Siyasi konularda tecrübeli sayılabilecek bir zat dün soruyordu:
fehmi-koru
Fehmi Koru
ENDİŞEYE MAHAL YOK
Hiçbir bilgiye dayanmadan bu görüntünün yanıltıcı olabileceğini düşünüyorum ben.
gulay-gokturk
Gülay Göktürk
'OLAY ÇIĞIRINDAN ÇIKMAMALIYDI'
Yazıya oturmadan önce dinlediğim son yorumcu, CNN Türk’ün canlı yayınına katılan bir gazeteci, böyle söylüyordu.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
DARBELİ MATKAP PANİĞİ...
Ergenekon davasındaki son tutuklamalar kimi çevrelerde paniğe sebep oldu.
ismet-berkan
İsmet Berkan
BULANIK SUDA BALIK AVLAMA SANATI
Aynı şeyler yeniden oluyor; biz gazeteciler aynı tuzağa düşmeye doymuyoruz.
mehmet-altan
Mehmet Altan
NELER OLUYOR?
Ergenekon’un son dalgasında üç emekli general ve muvazzaf subaylar gözaltına alındıktan sonra...
nazli-ilicak
Nazlı Ilıcak
HESAP SORMA MI?
Çok sayıda sanığın bulunduğu bir davada, olaylar ve kişiler arasında münasebet kurmak kolay değil.
okay-gonensin
Okay Gönensin
DARBE GİRİŞİMİ Mİ?
Bizim askeri darbe geleneğimiz eskidir.
rauf-tamer
Rauf Tamer
RAĞMEN
Dışarıdan bu kadar müdahale edilen bir dava hiç görmedim. Herkes bir tarafından tutmuş çekiştiriyor.
samil-tayyar
Şamil Tayyar
TOLON DALAN'I NEDEN ARADI?
‘Tehlikeli’ lafı bana ait. Tolon Paşa’nın sözleri daha ağır olduğu için yumuşatmak için bu kelimeyi seçtim.
taha-akyol
Taha Akyol
GÜNDEM ERGENEKON
CHP lideri Baykal, son Ergenekon fırtınasıyla “gündemin değiştirildiğini” söylüyor.
mustafa-unal
Mustafa Ünal
BAŞKENT'TE ERGENEKON TRAFİĞİ
Son dalganın neden olduğu Başkent trafiğine dönersek...