Nasrettin hoca bir gün inşaat işine girmiş…

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Perşembe, Temmuz 20 2017
''Yapımcı-Yönetmen Ali Avcı olayı, basit bir şey değil. Artık her yapılanın bedelinin bir şekilde hayatıyla ödeneceği/ödüllendirileceği bir çağın tam ortasında olduğumuzun ispatı niteliğindedir. ''
“Sanat, ekmek peşinde koşarsa alçalır.”
Aristophanes

Çıkan kısmın özeti: Atıp tutmakta, tarihteki en iddialı iktidar olan Tayyip Bey ve partisi AKP, legal-illegal ekipleri sayesinde en övünülecek eserlerini fotoşop vasıtasıyla yapıyorlar. Türkiye, hamaset ve insan gazı dışında bir şey üretmediği için, en önemli vaatler birkaç piksellik oynama ile anında üretilmiş oluyor ve ülkenin yarısı da bıkıp usanmadan bu yemeği her defasında yiyor. 
Mesele sadece palavra sallayıp milleti kandırma meselesi değil şüphesiz. Bir de işin haysiyetsiz bir boyutu var. Tam bir istihbarat ve operasyon devletine dönüşen ülkede, bazı mihraklar operasyon yapacakları kişi ve kurumlara karşı yine fotoşop marifetiyle yalan-belge, bilgi üreterek, ellerinde havuz bataklığını da kullanıp istediklerini elde ediyorlar. 

Gelelim bugünkü yazımızın mevzuuna…

Yukarıda gördüğünüz birinci foto yaklaşık 150 yıl öncesine ait bir heykelin görseli. Yaptıran ise çok tanıdık bir isim, hani günümüz iktidarının dilinden düşürmediği Osmanlı sultanlarından Abdülaziz Han…  

Kısa bir ön bilgi ile meramımıza geçeyim. 

Sultan Abdülaziz, hayvanlara karşı özellikle de kaplan ve aslanlara karşı ilgisi sebebiyle Çırağan ve Beylerbeyi Sarayı bahçelerine Geyiklik ve Aslanhaneler inşa ettirmişti. Bu ilginin tabii neticelerinden biri de kaldığı mekanları, başta bu hayvanlar olmak üzere, hayvan figürleriyle donatmasıydı. Kendi döneminde Fransa’dan Beylerbeyi Sarayı ve Çırağan Sarayı bahçelerini süslemek için bronz, mermer heykeller ve vazolar sipariş edilmişti. Sonraki dönemlerde Yıldız Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı’na taşınan bu eserler, Fransız zanaatçı ve heykeltıraş Pierre Louis Rouillard tarafından yönetilen

Bu haberler de ilginizi çekebilir