Herkes konuştu ama o hep sustu. Eski
TBMM Faili Meçhul Cinayetleri
Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu'ndan SABAH'a şok açıklamalar:
"908 faili meçhul tespiti yaptık. Diyarbakır, Batman gibi illere gidip, polis ve jandarmaya, 'Bana faili meçhullerle ilgili belge bilgi verin' dedim, kimse yardımcı olmadı. Dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe'ye gittim, Uğur Mumcu'nun katillerini gören 'Ayhan Ayten'i dinlemek istiyorum' dediğimde, 'Ne yapacaksın? Karıştırma bu işleri ' diye cevap verdi."
Sadık Avundukluoğlu, yaptığı açıklamada, Türkiye'de terör örgütlerini yönlendiren büyük bir gücün olduğunu belirtti. "Kurumlar içerisinde büyük bir güç var ve o güç, ülkenin 24 saatini programlıyor. Dışişleri'nde, İçişleri'nde,
Adalet Bakanlığı, MİT ve yargıda çok ciddi sızmalar var" diyen Avundukoğlu, topyekün
temizlik için devletin önce kendi içini temizlemesinin şart olduğunu vurguladı. Kendisinin daha önce devletin ilgisizliğinden, siyasi partilerin komisyonu yok saymasından ve daha da önemlisi çalışmalarının kimler tarafından engellendiğinden söz ettiğini ancak kimsenin bu sözleri üzerine almadığından yakınan Avundukluoğlu, "Şimdi
gündem Ergenekon. Türkiye'nin hemen her yerinde
toprak altına gömülü silahlar, patlayıcılar, faili meçhule giden kişilerin kemikleri çıkarılıyor" dedi, şöyle devam etti; "1975 ile 1990 yılları arasında uzun uğraşlar sonucunda 908 faili meçhul cinayeti tespit ederek
rapor haline getirmiştim. Ancak raporu
Amerikan Büyükelçiliği ve Bülent Ecevit'in haricinde kimse istemedi. 'Sana ne oluyor' diye tavır koyanlar da oldu. Fakat aradan geçen 15 yıla bakıldığında bu raporun gerçekleştiğini görüyorum. O görevliler gerçekten Türkiye'de terörün yok olmasını istiyorlarsa benim 15 yıl önce yazdığım rapora bakmaları gerekiyor." "Maalesef her dönemin bir
Tuncay Güney'i çıktı" diyen Avundukluoğlu, şunları söyledi: "Mumcu dosyasını inceledim. Ayhan Ayten adında biri dürbünü almış, Mumcu'nun
kurban gittiği sokakta yaşananları tek tek çekmiş. İfadesini gördüm, Garih,
Hrant Dink cinayetleri gibi her şey bütün ayrıntısına kadar anlatılmış
emniyete. Komisyona çağırdım.
Polis, 'biz ifadesini aldık, bıraktık' dedi. Ardından yazılı tekrar çağırdım. Yine bana, 'bulamıyoruz' yanıtını verdiler. Dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe'yi aradım. Durumu anlattım. Kendisi bana,
'ne yapacaksın, karıştırma bu işleri' dedi."
Çiller'i aleyhime yönlendirdiler
Türkiye'nin çok önemli faili meçhul cinayetlerini ortaya çıkarmak için mücadele ettikleri dönemde
Susurluk kazasıyla birlikte farklı bir tartışmanın başladığını belirten Avundukluoğlu, şöyle dedi: "Susurluk komisyonu bizim komisyondan sonra kuruldu ama kamuoyu ve medya desteği Susurluk olayının üzerine daha fazla gitti. Yaptığım tespitleri bırakın halka kendi partimin içerisindeki arkadaşlara duyuramadım. O dönem partimin genel başkanı
Tansu Çiller dahil. Çiller'le maalesef ters düştük. Raporumda yer alan illegal yapılanmayla ilgili tespitlerimden huzursuzluk duyanlar Çiller'i benim aleyhime yönlendirdiler, 3 kez randevu talebime rağmen görüştürmediler."
Anlatamamaktan yakındı
Doğu ve Güney
doğu başta olmak üzere
İstanbul,
Ankara gibi illeri dolaşarak çeşitli
sivil toplum örgütleriyle görüşmeler yaptığını, bu girişimlerin bazı kesimleri rahatsız ettiğine dikkat çeken Avundukluoğlu, " Devletin içindeki illegal yapılanma her dönemde Türkiye'yi götürmek istediği yere götürme konusunda son derece başarılı olmuştur. Dönemin Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral, bütün Emniyet birimlere yazı yazıyor, 'Faili meçhul cinayetler
araştırma komisyonuna bilgi vermeyin' diyor. Telefonla arayıp, 'yanlış yaptığını' söyledim. '
Hayır, yapmadım' dedi. Bana, 'sen ne anlatıyorsun, gel bunları birlikte masaya yatıralım' diyen resmi kurum olmadı."
SABAH