:
Dursun Çiçek hesap vermeli
Belge ortaya çıktığında
şüpheli ifadeler kullanan köşe yazarları da tavır değiştirerek Dursun Çiçek'in ve
belgeyi hazırlama emri verenlerin yargıda hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Kamuoyunda 'millete ve hükümete kirli tezgâh' olarak bilinen
eylem planının ortaya çıkmasının üzerinden yaklaşık 9 ay geçti. Bu sürede hem belgeler, hem de
Albay Dursun Çiçek'e ait ıslak
imza bütün kurumların kriminal laboratuvarlarında doğrulandı.
Genelkurmay'ın da planı kabul etmesi, medyayı önemli bir noktaya getirdi. Belgeler ilk çıktığında şüpheli ifadeler kullanan, hatta inanmadıklarını açıklayan köşe yazarları bile artık Dursun Çiçek'in ve planda emri bulunanların yargıya hesap vermesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kurumların raporlarına güvenerek belgeyi eleştiren yazarlar ise dün kamuoyunun yanıltılmasına sert tepki gösterdi. Belgenin doğruluğu konusunda artık hemfikir olan aydınlar, şimdi bir an önce gereğinin yapılmasını istiyor.
Plana inanmayanlardan
Habertürk yazarı
Fatih Altaylı, "'Kâğıt parçası' aslında 'kâğıt parçası' değilmiş. Eğer
Albay Dursun Çiçek o 'kâğıt parçası'nı kendi başına hazırlamadıysa, ona hazırlama emri verenler de bunun hesabını vermeli." dedi. Belgenin gerçekliğinden şüphe eden ve Jandarma Kriminal Dairesi'nin, Albay Dursun Çiçek'in
ıslak imzası ile ilgili raporunun kendisini rahatlattığını söyleyen
Ertuğrul Özkök, "Elbette, bunu hazırlayan, hazırlatan kimse yargılanacak ve cezasını bulacak." yorumunu yaptı. Belgenin gerçekliğine inanan yazarlardan
Umur Talu, duruma sert tepki göstererek, "Kâğıt parçası dediğin için hiç utanmayacak mısın? Düzmece dediğin için hiç utanmayacak mısın? İmza sahte dediğin için hiç utanmayacak mısın?" ifadelerini kullandı. İlk günden itibaren belgenin soruşturulması gerek tiğini belirten yazarlardan
Taha Akyol da görüşlerini, "Peki, Alb. Çiçek kendi başına bir odaya çekilerek mi yazdı bunu? Kimseye 'arz' etmedi mi? Bunlar da aydınlatılmalıdır." şeklinde dile getirdi.
FATİH ALTAYLI (Habertürk): Komplodan şikâyet eden
komplo kurmamalı
'Kâğıt parçası' aslında 'kâğıt parçası' değilmiş. Şimdi
Genelkurmay Başkanı Org.neral
İlker Başbuğ, dönüp de kendisini yanıltanlara, kamuoyu ve
siyaset önünde zor duruma düşürenlere, "Hesap verin. Beni niye kandırdınız?" demeyecek mi? Demeli. Sadece Albay Dursun Çiçek değil, Genelkurmay Başkanı'nı bu duruma düşüren kim varsa hepsi hesabını vermeli. Eğer Albay Dursun Çiçek, o 'kâğıt parçası'nı kendi başına hazırlamadıysa, ona hazırlama emri verenler de bunun hesabını vermeli.
ERTUĞRUL ÖZKÖK (
Hürriyet): Hazırlayan ve hazırlatan cezasını bulacak
Ortada, hiçbirimizin kabul edemeyeceği, etmemesi gereken bir 'plan' var ve bu gerizekâlı planın,
muvazzaf bir subayın elinden çıktığını gösteren ana belge konusunda, hem
sivil hem de asker aynı noktaya gelmiş durumda. Elbette, bunu hazırlayan, hazırlatan yargılanacak ve cezasını bulacak. Sıra
Balyoz planı denilen girişimlerde.
Askeri savcının raporu var. Çıkardığım basit sonuç şu: "Belgeler gerçek ise bu bir harekât planı değil,
darbe planıdır." Demek ki, o "planla" ilgili belgelerin otantik olması durumunda da içimiz rahatlayacak.
FİKRET BİLA (
Milliyet): Başbuğ, ihtiyat payı bırakmalıydı
Başbuğ, basın toplantısında, söz konusu fotokopi belgesini sallayarak, "Bu hukuki anlamda bir kâğıt parçasıdır." demiş; "Bu kâğıt parçasının TSK'yı karalamak amacıyla hazırlandığını değerlendiriyoruz." diye devam etmişti. Her ne kadar, belgenin gerçek olduğuna ilişkin deliller bulununca yeniden
soruşturma açılmış olsa da, bugünden bakıldığında, Başbuğ'un 8 ay önceki tepkisinin fazla iddialı olduğu görünüyor... Genelkurmay Başkanı'nın yapacağı açıklamalarda daha fazla ihtiyat payı bırakmaları gerektiği de ortaya çıkmış durumda.
UMUR TALU (Habertürk): Hiç utanmayacak mısın?
Kâğıt parçası dediğin için hiç utanmayacak mısın? İmza sahte dediğin için hiç utanmayacak mısın? Islak imza makinesi var dediğin için hiç utanmayacak mısın?
Dalga geçtiğin, hakikat ihtiyacını kararttığın için hiç utanmayacak mısın? İnsan hayatına kastetmiş planları değil, önce onları yayınlayanları aşağıladığın için hiç utanmayacak mısın? Tabii ki herkesin
savunma hakkı var, ama yalanı yüceltirken hakikat yolunu tıkamaya yırtındığın için hiç utanmayacak mısın?
TAHA AKYOL (Milliyet): Çiçek, kimseye arz etmedi mi bu belgeyi?
Belgenin "sahih" olduğunu söyleyenleri "orduyu yıpratmaya çalışan" mürteciler, liboşlar diye suçladılar!... Org. Başbuğ, belge için "kâğıt parçası" demişti ama ihtiyat payı da bırakarak eklemişti: "Yeni deliller ortaya çıkarsa soruşturma açarız." Soruşturmayı açtırdı ve işte "ıslak imza" kanıtlandı. Peki, Alb. Çiçek kendi başına bir odaya çekilerek mi yazdı bunu? Kimseye 'arz' etmedi mi? Bunlar da aydınlatılmalıdır.
AHMET KEKEÇ (
Star): Islak imza
taklit makinesinde çalışacak ustabaşılar aranıyor
Hadi, İlker Paşa'nın sırtında yumurta küfesi var... Peki, "Islak imza taklit makinesi çıktı; tıpkısının aynısı imzalar atıyor" diyen sersemleri, bu iddiayı manşete taşıyan gazeteleri, bu iddia çerçevesinde yazı yazan köşe yazarlarını ne yapacağız?
Basın Konseyi'nin "değiştirilemez" başkanı
Oktay Ekşi'yi ne yapacağız? Bidon kafayı ne yapacağız? Küfürbaz serserileri ne yapacağız? Bu köşenin kadrolu sapıklarını ne yapacağız?
ŞAMİL TAYYAR (Star): Kim bu dangoz?
Yılmaz Özdil, "Bu sinsi tuzağı, ne Genelkurmay bozabilir, ne MİT ne de herhangi bir siyasi
iktidar. Siz bozabilirsiniz. Vatandaş. İnanmayın kardeşim. 'Kim bu dangoz?' diye sorun... 'Belge' dedikleri kâğıt parçası çıktı. Bunları da kâğıt mendil gibi buruşturun. Atın hayatınızdan." diye yazdı. Allah'tan sana uyup o kâğıt parçasını hayatımızdan çıkarıp atmadık, inanmaya devam ettik. Kâğıt parçası dediğin "belge" çıktı. Şimdi biz de vatandaşa senin sorunu yöneltelim mi: "Kim bu dangoz?"
ERGUN BABAHAN (Star): Şiştiniz mi, düdük makarnaları
Aslında yine şiştiniz mi diye sormak lazım çünkü şişmekten bir hal oldular. 2002'de şiştiler, 2007'de şiştiler,
kapatma davası açtırdıklarında şiştiler, Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanlığına seçtirmeme işinde şiştiler,
Danıştay baskınında şiştiler... Şimdi de Balyoz
darbe planı ve siyasete müdahale belgesinde şiştiler. Basının ve siyasetin şişme bebekleri bunlar.
ZAMAN