DSP Genel Başkan Yardımcısı
Önder Aksakal, ''Özünde Cumhuriyet'in de temel ilkeleri olan sahip olduğu okları birer birer yok eden
CHP, büyük bir şaşkınlıkla şimdi de Demokratik Sol'a göz dikmiş görünüyor'' dedi.
Aksakal, partisinin
Kütahya İl Teşkilatınca düzenlenen ''Bülent Ecevit'i Anma ve Anlama'' adlı konferansta,
Türkiye'de siyasetin yeniden şekillendirildiğini, ''sol, sosyal
demokrasi, demokratik solculuk, milliyetçilik, ulusalcılık, Türkiye sevdalılığı kavramlarının ortadan kaldırıldığını'' savundu.
''Son zamanlarda heybesinde bir şey kalmayan, geçtiğimiz
referandum sürecinde, sahip olduğu ve özünde
Atatürk Cumhuriyeti'nin de temel ilkeleri olan okları birer birer yok eden CHP, büyük bir şaşkınlıkla şimdi de Demokratik Sol'a göz dikmiş görünüyor'' diyen Aksakal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yıllarca Ecevit'i yerden yere vuran, ona yapılmadık
hakaret bırakmayanlara ve geçmişte yapılanları unutanlara hatırlatmak istiyorum; siz değil miydiniz daha düne kadar ona 'bir bölen' diyen? Ahmet
Taner Kışlalı'nın cenazesinde 'Başbuğ Ecevit' sloganları atanlar siz değil miydiniz? 'Fethullahçı', 'Vahdettinci' diyordunuz. Ne oldu şimdi? Yoksa sizler de mi 'Fethullahçı' oldunuz, yoksa sizin içinde mi Vahdettin
hain olmaktan çıktı. Bakıyoruz da DSP'lilerden fazla 'Ecevitçi' olmuşlar, 'efsanevi liderimiz' diye
anma toplantısı düzenliyorlar. İsmet
İnönü için bu toplantıyı niye yapmadınız? 31
Ekim Erdal İnönü'nün, 24 Ocak Aydın
Güven Gürkan'ın
ölüm yıl dönümüydü. Bunlar sizin genel başkanınız değil miydi?''
Aksakal, Ecevit'in, CHP'nin vakfa dönüştürülmesini ve tarihteki yerini almasını arzuladığını dile getirerek, ''CHP'nin ülkeye bir yararı olabileceğine inansaydı DSP'yi kurar mıydı? Genel Başkanları, 'Laiklik tehlikede değil', 'Türbanı biz çözeriz', 'Gerekirse genel affı da konuşuruz' diyerek AKP ve BDP'nin dümen suyuna girmiş bir partinin, Ecevit ismini ağzına alması bile abesle iştigaldir. Bunun adı düpedüz nebbaşlıktır,
mezar soygunculuğudur'' diye konuştu.
Ecevit'in ''İnançlara saygılı
laiklik kavramını Türk siyasi yaşamına kazandırdığını'' ifade eden Aksakal, ''Bu düşünceleri yüzünden onu cemaatlerle bile ilişkilendirmeye çalışanlar oldu. Ancak kaderin bir cilvesi olsa gerek, gün geldi aynı çevreler kara çarşafa partilerinin rozetini taktılar, türbanın en keskin savunucusu oldular'' dedi.