Ege-Koop tarafından düzenlenen "Siyaset-
Basın ve Sandık" konulu panele katılan
siyasetci ve yazarların konuşmaları,
AK Parti'den kurtulma arayışlarına dönüştü. AK Parti mensuplarının katılmadığı panele
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Erdoğan Toprak ve MHP
Grup Başkan Vekili Oktay Vural gibi siyasetçilerin yanısıra gazeteci yazarlar Oktay
Ekşi ve
Altan Öymen, Nail Güreli ve
Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı
Atilla Sertel gibi konuşmacıların sözleri damga vurdu. Altan Öymen, "Bu gidişata artık yeter" derken ondan sonra kürsüye çıkanlar da benzer bir üslupla ülkenin kötüye gittiğini ve genel seçimin, AK Parti iktidarından kurtulmak için son fırsat olduğunu iddia etti.
Atatürk Kültür Merkezi'ndeki panel, "Yaratan Halk, Yaşatan Halk, Kahramanın Adı: Ege Koop" adlı sinevizyonla başladı. Daha sonra konuşan Ege-Koop Başkanı
Hüseyin Aslan, "
Başbakan'a soru sormanın izne bağlı olduğu, istenmeyen soruyu soran gazetecinin talimatla işine son verildiği bir ülkede ileri demokrasiden söz edilebilir mi?" dedi. Konuşmaların büyük çoğunluğunda, hükümetin alternatif basın oluşturduğu ve "
yandaş medya" kavramının hayata geçirildiği öne sürüldü. Gazeteci yazar Öymen ise hükümetin siyasi eleştirilere tahammül edemediğini belirterek, bu gidişata dur demenin zamanının geldiğini söyledi. Ülkede
tehlike çanları çalmaya başladığını, AK Parti hükümetinin alternatifinin olmadığı yönünde
halkın yanıltıldığını iddia eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Toprak da bu tür haberleri yapanların gazeteci olmadığını, daktilo basını olduğunu savundu. Türkiye'nin dünyanın 16. büyük ekonomisi olmasından dolayı gurur duyduklarını ancak
sansür konusunda
Somali ile yanyana görülmektenden utandıklarını söyleyen Toprak, sansürü AK Parti hükümetinin uyguladığını iddia etti. Haziran ayındaki genel seçimde kapı kapı dolaşarak halkı bilinçlendireceklerini belirten Erdoğan Toprak, kendilerine
destek veren basın yayın organlarıyla çalışmalarını hızlandıracaklarını kaydetti.
MHP Grup Başkan Vekili Vural ise, "Artık yeter derken, neye yeter dediğimizin farkına varmanızı istiyorum" şeklinde tepkisini dile getirdi.
Hükümetin, gücü tekelleştirmeye çalıştığını öne süren Vural, medya üzerinde ciddi bir
baskı unsuru oluşturduğunu savundu. İktidarı eleştiren medya kuruluşlarına bin 850 ceza kesildiğini, eleştirmeyenlere ise 550 lira cezayla yetinildiğini iddia eden
Oktay Vural,
referandum sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın basında yüzde 70 oranında yer aldığını, Kemal Kılıçdaroğlu'nun yüzde 24, Devlet Bahçeli'ninse yüzde 8 yer bulabildiğini söyledi. O dönemde, "Yetmez ama
evet" diyenlere İzmirlilerin bir şeyler söylemesini isteyen Vural, "Artık yeter diyenlerin, bu konudaki tercihini
sandıkta ortaya koyması lazım" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan ve bakanlara yönelik, "Analarını da satarlar" şeklindeki yazısından dolayı
Hürriyet Gazetesi başyazarlığından
istifa etmek zorunda kalan
Oktay Ekşi ise kendisine baskı unsuru oluşturularak istifa etmek zorunda bırakıldığını ima etti. Geçmiş dönemlerdeki hükümetlerin, "Ya benim isteğime uyarsın ya da seni hapse atarım, cezalandırırım" anlayışı güttügünü belirten Ekşi, "Bugüne geldiğimizde metotlar değişti. Sadece 'Hapse atarım' yok, 'Seni boğazını sıkarak sustururum. Çeşitli suikast metotları kullanarak, yasal yetkilerimi kullanıyormuş gibi yaparak bireysel şekilde cezalandırmak suretiyle değil, kitlesel şekilde cezalandırarak sustururum' diyen bir anlayış oluştu" dedi. TGF Genel Başkanı Sertel ise iddia edilen
Ergenekon terör örgütü mensubu olmaktan yargılanan gazeteciler Mustafa
Balbay ve
Tuncay Özkan'a destek vermek için 17 Ocak 2011 tarihinde Silivri'ye otobüsler kaldıracaklarını söyledi.
Panel, diğer konuşmacıların da hükümet aleyhine sözleriyle devam etti.