Egemen Bağış,
Atina'da dün gerçekleştirdiği yoğun programın ardından bugün kahvaltılı çalışma toplantısında yerleşik Türk medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Atina temaslarını değerlendiren Bağış, "22 saatlik Atina temaslarının çok dolu dolu ve hoş geçtiğini" söyledi. "Türk-
Yunan ilişkilerinde yeni bir dönemin başlayacağına ilişkin yeni bir heyacan ve umudun var olduğunu gözlemlediğini" vurgulayan Bağış,
Yunanistan'da
Papandreu'nun baş
bakan olmasının bunda etkili olduğuna söyledi. "
Başbakan Yorgo Papandreu'nun kendilerini çok sıcak ve samimi karşıladığını" ifade eden
Başmüzakereci Bağış, "Papandreu bizlere
yabancı biri değil. Kendisinin uzun yıllardan beri ortaya koyduğu bir
siyaset anlayışı var. İsmail Cem'le ortaya koydukları bir çaba var" dedi.
ANKARA VE ATİNA BU FIRSATI KAÇIRMAMALI
Papandreu'nun
Güney Kıbrıs ziyaretinde olumlu mesajlar verdiğini hatırlatan Bağış, "
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinden başka alternatifin düşünülemeyeceğini belirtmesi ve üyelik için 2014 yılını umut olarak ortaya koyması önemli
jestleriydi" dedi.
Erdoğan'ın Papandreu'ya, "İstediğiniz zaman gelmeye hazırım, istediğiniz zaman ağırlamaya hazırım" mesajı gönderdiğini de anlatan Bağış, "Atina ve
Ankara'daki ciddi
halk desteğine sahip hükümetlerin bu fırsatı iyi değerlendirmeleri gerektiğine inandıklarını" belirtti. Bağış, Türkiye'nin iki
ülke arasındaki siyasi konuların görüşmeler ve diyalogla çözülmesi ısrarını sürdüreceğini belirtti. Bağış, Kıbrıs'taki liderlerin de bu fırsatı iyi değerlendirmeleri gerektiğinin altını çizdi.
MEKTUP ATİNA'YI HAREKETLENDİRDİ
Türk-Yunan ilişkilerinin geliştirilmesi adına Kostas Karamanlis döneminde de çok önemli adımlar atıldığı tespitinde bulunan Bağış, doğalgaz
boru hattı projesi, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması, hava sahalarının açılması ile iki ülke yatırımcılarına imkanlar verilmesini bu bağlamda dile getirdi. Bağış, ilişkilerin üzerine yenilerini inşa etmenin önemli olduğunu da belirtti.
Yunanistan'da hareketliliğe neden olan Erdoğan'ın Papandreu'ya gönderdiği mektuba da değinen Bağış, iki ülke arasında başbakanlara bağlı Üst Düzey İşbirliği Konseyi kurulması durumunda, bu konuda
mesai harcayan bakanların daha verimli çalışmalar ortaya koyabileceklerine inandığını belirtti. Bağış, Papandreu'nun
mektupta dile getirilen konuları değerlendireceğini, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesi fikrine en sıcak yaklaşan liderlerden biri olduğunu da anlattı.
AZINLIKLAR KONUSUNDA ÜLKELER BİRBİRİNİ TEŞVİK ETSİN
Heybeliada Ruhban Okulu'yla ilgili olarak da Bağış şunları söyledi: "Heybeliada Türk-Yunan ilişkisi değil. Türkiye'nin kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılaması için atacağı adımları, Yunanistan'ın kendi vatandaşı olan Batı
Trakya Türk azınlığı için atacağı adımlara endekslemek, onu bir karşılılıklık ilkesine oturtmayı feslefi olarak yanlış buluyorum. Bu tür adımlarda ülkeler birbirlerini
teşvik edebilirler." "Yunanistan'ın Türk
azınlıklıkla ilgili olumlu bir yaklaşım içinde bulunması, Türkiye'yi de teşvik edeceği kesindir" diyen Bakan şöyle konuştu: "Bu konudaki adımlar illa buna endeksli olarak algılanmamalı. Heybeliada'nın kapatılmasıyla ilgili bir
mahkeme kararı var. Bu kararı inceliyoruz. Bunun çözülmesi için nasıl bir süreç gerektiğine ilişkin değişik kurumlar bir çaba içinde."
"
Batı Trakya Türk azınlığının sorunlarının Yunanistan'ın iç meselesi olduğunu" söyleyen Bağış, "ama iç mesele olması karşılıklı adımlar atılması için mani değildir" görüşünü dile getirdi.
Bağış şöyle konuştu: "Batı Trakya'da yaşayan soydaşlarımız Yunanistan vatandaşı. Bu ülkenin vergisine ve istikrarına katkıda bulunan insanlar. Demokratik bir şekilde gerçekleşen seçimlerde tercihlerini nasıl kullandıkları ortada. Seçilen iki milletvekilinin gerekli platformlarda sorunlarını dile getireceklerine inanıyorum. Bunu diliyorum. Geçmişe göre azınlığın daha iyi olduğunu gözlemliyorum. Ama daha da iyi olmaları gerektiğini düşünüyorum. Başbakan uzun bir aradan sonra Batı Trakya'ya gittiğinde orada önemli mesajlar vermişti."
"Azınlık sorunlarını prensip olarak birbirine bağlamayı yanlış buluyorum" diyen Bağış,
İstanbul Rumlarının tercihini büyük oranda AK Parti'den, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın ise PASOK'tan yana kullandığını söyledi. Bağış, "Biz nasıl Rum azınlığın sorunlarını hassasiyetle değerlendiriyorsak, PASOK hükümeti de Türk azınlığın hassasiyetlerini dikkate almalıdır" dedi.
ATİNA'DAKİ OSMANLI CAMİSİ AÇILSIN
Atina'daki cami ihtiyacı konusunda da Bağış, Yunan hükümeti "Atina'da onyıllardır kapalı duran
Osmanlı camisinin sembolik olarak açılması gibi bir jest yaparsa, bunların Türkiye kamuoyu üzerine çok ciddi etkileri olacaktır. Bizim kamuoyu da adımlar atmamız konusunda bizi zorlayacaktır" görüşünü dile getirdi.
Yasadığı
göçmenler konusunda ise Bağış, Türkiye'nin de bu konudan sıkıntılı olduğunu söyledi. Bağış, Türkiye'de yakalanıp geri ülkesine gönderilen bir kişi için AB Komisyonu'nun 71 euro fon ayırdığını, Yunanistan'ın ise bin euro aldığını bunun da hakkaniyet olmadığını ifade etti.
BAKOYANNİ TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİ İÇİN ÖNEMLİ
Dışişleri eski bakanı ve Yeni Demokrasi Partisi Genel Başkan adayı Dora Bakoyanni'yi dün ziyaret ettiğini hatırlatan Bağış, Bakoyanni'den Papandreu'ya
destek olmasını ve Türk-Yunan ilişkilerinin iç siyaset malzemesi yapılmamasını talep ettiğini belirtti. Başmüzakereci Bağış Bakoyanni'nin buna çok anlamlı bir
cevap verdiğini söyledi: "Ben Elefterios Venizelos'un yeğeni, Konstantinos Miçotakis'in de kızıyım." Bakoyanni, gerçekten de Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilere önemli katkılarda bulunmuş bir
aile geleneğine sahip bir kuşaktan geldiğini kaydetti.
İRTİCA EYLEM PLANI BELGESİ
Son olarak Kurmay
Albay Dursun Çiçek imzalı "
İrtica Eylem Planı"nın sorulması üzerine Bağış şunları söyledi: "Mahkeme bir kararını versin. Ortada bir
Adli Tıp Raporu var. Ben belgenin gerçek olabileceğine inanmak istemiyorum. 2009 yılında AB için hızla müzakereleri yürüten, güvenlik konseyi üyesi, dünyanın 15'inci en büyük ekonomisi olan bir ülkede böyle bir belgenin Türkiye'nin göz bebeği bir kurum tarafından hazırlanmış olabileceğine inanmak istemiyorum. Ben de takip ediyorum. Bunları rahatlıkla konuşabilmek Türkiye'nin çok önemli bir trasformasyondan geçtiğini gösteriyor."
Son olarak Türkiye'nin AB sürecini nasıl gördüğünün sorulması üzerine Egemen Bağış, "Bu sürecin sonunda AB üyesi olmuş, her konuda AB standartlarını yakalamış bir Türkiye görmek istiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
(CİHAN)